Değerli hemşerilerim, değerli arkadaşlarım,
Öncelikle gösterdiğiniz teveccühe çok teşekkür ediyorum.
Müsaadenizle niye böyle bir derneğe ihtiyaç duyduğumuzu, niye böyle bir yapıda görev aldığımı sizinle paylaşmak istiyorum. Herkes farklı şeyler söyleyebilir. Ben de kendi bakış açımı ifade edeyim.
Geçmişe bakıyorum.
Geçmişe bakarken sadece “Kan Boğazı”nı görmüyorum.
Aynı zamanda büyük bir yoksunluk ve yoksulluk görüyorum.
Eğitimsizlik görüyorum.
Toprak damlı evler görüyorum.
Köy çıkışlarında iki derslikli bakımsız okullar görüyorum.
Gerger’in stabilize yolunu görüyorum.
O geçmişten bugün İstanbul’un değişik bölgelerinde tutunmaya çalışan veya tutunmuş insanlara gelinceye kadar başka şeyler de görüyorum.
Bekar odalarında paylaşılan hayatlar görüyorum.
Büyük bir mücadele, azimli bir gayret görüyorum.
Tekstil atölyelerinde dökülen alın terleri görüyorum.
Aile ve kardeş dayanışması görüyorum.
Sermayesiz girişimcik, iş yapma yeteneği ve cesaret görüyorum.
Geldiğimiz yol sadece 1250 km değildir. Çok daha büyük bir başarının yol hikayesidir.
Büyük badirelerden sonra tutunmayı başaran büyüklerimizin büyük bir gayreti ile bu dernek hayata geçmiş. Bu dernek, hem bir dayanışma çabası, hem de imkanı olanların olmayanlara destek çıktığı bir yer olma gayretinde olmuş.
Hemşerilerimizin düğünlerine, nişanlarına ve cenazelerine ev sahipliği yapıyoruz. Herkesin katılımı ile piknikler organize ediyoruz. Öğrenciler için burslar topluyoruz. Maddi fedakarlık yapıyoruz, ailelerimize ayıracağımız zamandan feragat ediyoruz.
Biz niye paramızı ve emeğimizi veriyoruz?
Bu sorunun cevabı aslında bu derneğin ve bizim niye olduğumuzun da cevabı.
Biz bunları yapıyoruz, çünkü kendimize, ailemize, çevremize, insanlığa karşı borcumuzu ödemeye çalışıyoruz.
İnsanı ve vicdani sorumluluğumuz bunu gerektiriyor.
Ama aynı zamanda kimliğimizi korumak için yapıyoruz.
Değerlerimizi korumak için yapıyoruz.
Sizlerden burs istiyoruz. Derneğin organizasyonları ve ihtiyaçları için maddi destek istiyoruz. Siz bunları verirken insanı ve vicdani bir görevi yerine getiriyorsunuz.
Bunun ötesinde doğduğunuz topraklara olan borcunuzu ödeyerek kimliğinizi koruyorsunuz.
Köklerinize sahip çıkıyorsunuz.
Siz bu derneğe, öğrencilere ve bizlere sahip çıkarken şunu söylüyorsunuz:
Biz rüzgarın önündeki kuru bir yaprak değiliz. Tam tersine, biz kökleri çok derinlerde olan çınarlarız.
Bizim üzerinde yükseldiğimiz toprağın derinliklerini saran çok kuvvetli ve sağlam köklerimiz var.
İstanbul’da olsak, Romanya’da olsak, Rusya’da olsak, yer kürenin kuzeyinde-güneyinde, yedi ikliminde olsak ta bizi “biz” yapan değerler var.
Bu değerlerin genetiğinde Gerger’de doğmuş olmak var.
Fırat’ı görmüş olmak var.
Sufi Hasan’ın ismini duymuş olmak var.
Nemrut’un ve Zührüataş’ın hikayesini dinlemiş olmak var.
Bu kimliği ve değerleri yaşatmak ve kuvvetlendirmek için bizden öncekiler çalıştı, biz çalışıyoruz, bizden sonrakiler çalışacak. Bu, çocuklarımız ve torunlarımız için yaptığımız kutlu bir hizmet.
Bu dernek bir ilki gerçekleştirdi ve doğduğumuz topraklara bir lise hediye etti. Gerger’in tarihinde bir devrimdir.
Bugün yeni bir devrime daha şahitlik ediyoruz. Bir derneğimize ilk defa iki kadın yönetim kurulu üyesi katılıyor. Gerger’in sosyal gelişim tarihinde bir kilometre taşıdır. Kendilerini kutluyorum.
Değerli hemşerilerim, değerli arkadaşlar,
Bizi seçtiğiniz, güvendiniz. Sizin güveninizi boşa çıkarmamak için sizin desteğinizle çalışacağız. Allah çıktığımız yolda bizi utandırmasın.
Ahmet Mancak
Gersoyder Başkanı























