PAKİSTAN’A VEFA BORCUMUZU ÖDEME ZAMANI
Pakistan İslam Cumhuriyeti, son seksen yılın en büyük sel felaketini yaşıyor. Ülke,
1929 yılındanbu yana, bölgede yaşanan en büyük sel felaketine maruz kaldı.
3 bin 700 ev tamamen sel sularıyla yıkıldı,
3 milyon 200 bin insan sel felaketinden etkilendi,
1 milyon 800 bin kişinin acil ihtiyaca yardımı var,
Yüz 30 bin insan hastalık tehdidi altında,
Bin 500 kişi ise selde hayatını kaybetti.
Pakistan’a bugün yardım bekliyor. Devlet başkanı düzeyinde bu felaketle baş edemeyeceğini bütün dünyaya ilan etti. Bizler de Pakistan’a yardımı geçmişimizin bize yüklediği sorumluk üzerinden ve rahmet ayı olan Ramazan’ın bereketi üzerinden bir an önce yapmaya çalışmalıyız. Şahsen ben bunu yapmaya çalışırken, geçen yıl ziyaret ettiğim Pakistanlı kardeşlerimin halini düşündükçe onların Osmanlıya ve Hilafete olan bağlılıkları aklıma geliyor. Geçen yıl Pakistan’da konuştuğum Pakistan Kürtlerinin o kahkahalarının yerini bugün ağıtların alması beni de derinden sarsıyor. Kendimi ancak Muhammed İkbal’in sözleriyle teselli edebiliyorum. Pakistan’ın Akif’i olan İkbal’in Lahor’daki sözleri beynimde farklı yankılansın istiyorum, İkbal, rüyama girsin ve desin ki, “Ya Rab ben onların kanlarını Muhammet Mustafa’ya hediye etmiştim, onlar hediyemi geri çevirmedi. Sen bizlere yardım et, kalplerimizle oyna…”
Yıl 1919’dur. Bu topraklar amansız bir savaşın içindedir. Dört bir yandan işgal edilmiş topraklar bütün İslam Coğrafyasını kahır etmektedir. Çünkü Hilafet sancağının yanında başka bayraklar dalgalanmaktadır. Her taraftaki Müslümanların rüyaları, günleri, özlemleri ve umutları Anadolu’dan gelecek haberlere kitlenmiştir. Milliyetçiliğin ümmeti zehirlemediği o yıllarda işgal altındaki Pakistan insanlığın, inancın en büyük sesini çıkarıyordu. .
“Pakistan’ın ilk Cumhurbaşkanı olacak Muhammed Ali Cinnah ve Bombaylı Müslümanların liderlerinden M. Chotani’nin öncülüğünü yaptığı Hilafet Komitesi, Kasım 1919’dan itibaren, İngiltere sömürge yönetimi altındaki Hindistan’ın Müslümanların yaşadığı bölgelerinde çok sayıda toplantı yaparak Osmanlı İmparatorluğu‘nun yok edilmemesi için çaba gösteriyorlardı. Taktikleri gayet basitti: Müslüman liderler ya Hindistan İşleri Bakanı Montague’ye ya da Londra’daki İngiliz Dışişleri Bakanlığına doğrudan isteklerini bildiriyor, Osmanlı Devleti’ne ve hilafete zarar gelmesi halinde isyan çıkaracakları tehdidinde bulunuyorlardı. Hint Müslümanları, Anadolu’nun Yunan işgali altına girmesini, on binlerce kişinin katıldığı mitinglerle protesto ettiler. Londra’daki temsilcileri yoluyla, İngiltere kabinesinin bazı mensuplarının ve İngiliz basının Mustafa Kemal Paşa’nın mücadelesi hakkında yakından bilgilendirilmesini sağladılar. İngiliz gazetelerine verdikleri ilanlarda, “Milyonlarca Hint Müslümanının Türk kardeşlerine yardım etmek için gönüllü olmaya hazır olduklarını” ifade ettiler. Hatta “Ankara Alayı” diye bir gönüllü birliği oluşturuldu. Bütün bu çabaları gösteren Hint Müslümanları’nın Milli Mücadeleye en somut katkısı ise maddi alanda oldu. Hint Müslümanları önce, Batı Anadolu’nun Yunan işgalinden kurtarılması için “İzmir Fonu” adı altında bir yardım kampanyası düzenlediler. İşgalin sona ermesinden sonra da, bu kez, Yunanlıların yaptığı tahribatın tamiri için “Ankara Fonu” oluşturuldu. Her iki fonda toplam 125.000 altın İngiliz sterlini (bugünkü değeri 7.450.000 dolardır) toplandı. Bu para Osmanlı Bankası yoluyla Mustafa Kemal Paşa’nın hesabına ulaştırıldı. Parayı alan Mustafa Kemal Paşa, imzaladığı bir makbuzu Hint Müslümanlarına verdi. Mustafa Kemal Paşa bu parayla 1924’te Türkiye İş Bankası’nın sermayesini oluşturdu. Vasiyetiyle de bu bankadaki hisselerinin kamu mülkiyetini CHP’ye, gelirini de Türk Dil ve Türk Tarih Kurumlarına bıraktı. (Kaynak: A. Akdevelioğlu, Ö. Kürkçüoğlu, “Hint Müslümanlarıyla İlişkiler”, Türk Dış Politikası, c. 1, İstanbul, İletişim, 2001, s. 209-212.)”
Pakistan, işgal alında bulunduğu İngilizlere karşı bu mücadelesini yükseltirken, Muhammed İkbal gibi bir insanın kalplerinde bıraktığı derin izlerinde etkisini görmezden gelemeyiz. Muhammed İkbal’in Lahor’daki mitingini İstanbul’da yapamıyoruz ama onun ülkesinde selden zarar gören kardeşlerine ve kardeşlerimize el uzatarak manevi mitingleri evlerimizde, derneklerimizde, sokağımızda ve her yerde yapabiliriz. Bunu yapabilmek için de İkbal’in Lahor’daki mitingini hatırlayalım,
Muhammed İkbal, mitingden önceki gece bir rüya görür,
rüyasında Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’i görür. peygamberimiz o’na sorar.: -Ya İkbal bana ne hediye getirdin? Muhammed İkbal’in elinde içi kan dolu bir bardak vardır. ve.: -Müslüman Osmanlı askerleri senin için Çanakkale’de savaşıyor kanını döküyor. sana onların kanını getirdim ya Rasulallah- der ve Hz. Muhammed (s.a.v.) bu bardağı alır. içindeki kanı yüzüne gözüne sürer. sonrada onlar için dua eder.
Muhammed İkbal sabah uyanır. Büyük Lahor meydanına gelir ve halkına bir konuşma yapar.
Şair Nedvi Ebul Hasan o konuşmayı şöyle anlatıyordu: Lahor’da bir meydanda ciddi bir toplantı olmuştu; sayılamayacak kadar kalabalık vardı, heyecan son haddine gelmişti. Trablusgarp işgal edilmişti ve arkasından Çanakkale’ye geçilecekti. Lahor halkı, sırtlarındaki elbiselerine kadar, evlerindeki bakıra kadar çıkarıp verdiler. “Osmanlı’nın, Mehmetçiğin imdadına” diyorlardı, vagonlara yükleyip gönderiyorlardı. Konuşma kürsüsü hazırlanmıştı. Nazarlar bir tarafa teveccüh etti, belli ki büyük bir âlim şair geliyordu. O gelen insanda, bütün bir milletin ıstırabını çekmenin havası saklıydı, iki büklümdü. Konuşma kürsüsüne çıktı. Çok belagatlı ve tatlı konuştu, insanları coşturmuştu. Müslümanlara yardım etmenin faziletini anlatıyordu”
Muhammed İkbal Lahor’daki alanda yüz binlere şöyle anlatıyordu rüyasını:
“Bu dünyadan göçmüştüm. Melekler beni Rahmet ayetinin sahibi Efendimiz Hz. Muhammed Aleyhisselam'ın Huzuruna çıkardılar. Efendimiz buyurdu: Ey Hicaz bahçesinin bülbülü Güller, senin sözlerinin ateşiyle ısındı Senin gönlün aşk şarabıyla coşkundur Secde ve niyazdır Senin coşkunluğun Aşağılardan, yeryüzünden Göklere doğru uçtuğun zaman Melekler sana yüceliğin sırrını verdiler, cihan bahçesinden çıkıp Bana güzel bir koku gibi yaklaştın Söyle, bana ne armağan getirdin?' Buyurdular. Dedim ki, 'Efendim Dünyada huzur ve rahat kalmadı Gönlün arzu ettiği hayat ele geçmiyor Varlık bahçelerinde binlerce gül, binlerce lale var Ama vefasızdır onlar Terk eder bizi Renkleri de kokuları da Efendim Bunların yerine Bir şey getirdim size Cennette bile eşi benzeri olmayan bir şey bir şişe kan Bu senin ümmetinin namusudur, şerefidir, vicdanıdır. Bu, Trablusgarb'da Çanakkale'de Şehit olan askerlerinin kanıdır” diyordu.
Muhammed İkbal sözlerini ise şöyle bitiriyordu; Cemaat! şu dakikada ben Resulü Ekrem-i karşısında kendimi görüyorum…İsterseniz sizde öyle kabul edin … Ben Resulü Ekremin karşısında kendimi görüyorum! Bana diyor ki doktor İkbal bana ne hediye getirdin… Bende diyorum ki sultanım sultanlar gedalardan ne hediye bekler …Asırlar var ki sana verecek hediyemiz olmadı. Fakat elimde yarım bardak kan var...Bu kan Trablusgarp’ta Çanakkale’de senin şerefine dökülen Müslüman Osmanlı’nın şeref kanıdır!...Ben sultana hediyelerin verildiği şu dakikada dünyalara değiştirmeyeceğim şu hediyeyi takdim ediyorum sana…. Sözümü değiştireceğim; Ben bunu önce naklederken demiştim ki eğer beni böyle bir makama çağırsalardı bana deseydi ki bana ne hediye getirdin? Ben diyeceğim ki ya Resurallah sana günahına ağlamış insanların göz yaşını getirdim. Evet ya Rasurallah Evet ya Rasurallah sana günahına ağlamış insanların göz yaşını getiriyorum …zira ben bunu cennetlerin Kevserlerine değişmem…” diyordu…
Evet, bizler de bu ülkenin kuruluş harcında Pakistanlıların emeğini, göz yaşını, parasını, altınını olduğunu bilelim. Bilelim ki onlar en dar günümüzde bizimle birlikte idiler. Biz de kardeşlerimizin bu dar günlerinde onarla birlikte olmalıyız. Günahımıza ağlamış gözyaşlarımızı yardım olarak Pakistan’a uzatalım. Dünya görüşümüz ne olursa olsun, insanlığımızın gereği olarak vicdanlara seslenelim “Gün Pakistan’a yardım günüdür”
Nevzat Çiçek
nevzatcicek@gmail.com
PAKİSTAN İÇİN YARDIM YAPMAK İSTERSENİZ ULAŞABİLECEĞİNİZ YARDIM MERKEZLERİ:
1-İHH İNSAN HAK VE HÜRRİYETLERİ VAKFI
http://www.ihh.org.tr/
Telefon: +90 212 631 21 21 Faks: +90 212 621 70 51 E-Posta: info@ihh.org.tr
2-KİMSE YOKMU DERNEĞİ
http://www.kimseyokmu.org.tr/
Telefon: 0216 444 4 593- 0216 521 80 80 Faks: 0216 520 16 16
E-Posta: info@kimseyokmu.org.tr
3-DENİZ FENERİ DERNEĞİ
http://www.denizfeneri.org.tr
Telefon: 0212 414 60 60 Faks: 0212 414 60 61
E-Posta: fener@denizfeneri.org.tr
4-CAN SUYU DERNEĞİ
http://ramazan.cansuyu.org.tr/
Telefon: 0212 521 65 65
E-Posta: cansuyu@cansuyu.org.tr
4-YARDIM ELİ DERNEĞİ
http://www.ramazan.yardimeli.org.tr/
Telefon: +90 212 541 48 00 Faks:+90 212 541 92 00
E-Posta: yardimeli@yardimeli.org.tr
5- TÜRK KIZILAYI
http://www.kizilay.org.tr/kurumsal/
Telefon : +90 312 430 23 00 (Pbx) Faks: +90 312 430 01 75
E- Posta: info@kizilay.org.tr
6- PAKİSTAN KONSLOSLUĞU
Adres : Güllü Sok. No:20 3. Levent - İstanbul. Telefon : (212) 324 58 27. Faks : (212) 324 51 70.























